Boşanma Psikolojisi

Boşanma psikolojisi, insanlar arasındaki ilişki yasal evlilikten önce başlar ve yasal olarak boşanmadan önce düşüncede ve duyguda biter. Eskiden boşanmanın zor olması evliliğin mutlu ya da mutsuz olmasından bağımsız kabul edilmez bir durumdu. Boşanmak bir seçenek değildi, başladığı için devam eden ilişkiler vardı. Şimdi ise başlamış olmanın devam ettirmeyi zorunlu kılmadığı zamanlardayız.

Boşanmanın katmanları vardır,  yasal boşanma, finansal boşanma, duygusal boşanma. Bunlardan en zorlu kısmı duygusal boşanmadır. Eşi artık sevmemek, eş olarak görmemek duygusal yakınlığı kaybetme halidir. Çoğunlukla eşler yasal boşanmadan önce duygusal boşanmayı yaşarlar. Bundan dolayı boşanmada yas süreci yasal boşanmadan önce başlar çoğu zaman. Evliliğin son zamanlarından depresif bir mutsuzluk ve beklentisizlik hali görünür.

Boşanma nasıl olursa olsun zor ve kederli bir olaydır.  Bir ömrü bir yastıkta bitirmek hayalinden vazgeçmek zordur. Duyguların kızgın, kırgın, öfkeli, kaygılı ya da korkulu olması normaldir.

Boşanmanın Nedenleri Nelerdir?

Boşanma nedenleri evlenme nedenleri kadar çok olsa da boşanmaya neden olan bazı ortak nedenler vardır. Bunlar arasında ilk sıralarda aldatma yer alır.  Şiddet, dayak, çocuk sahibi olamama, ekonomik sorunlar, cinsel problemler, ailelerin evliliğe dahil olması,  çocukları yetiştirmede yaşanan sıkıntılar, alkol, madde vb gibi bağımlılık sorunları boşanma nedenleri arasında sayılabilir.  Görünen nedenlerin yanında boşanmadan görünmeyen daha farklı nedenler de olabilir.

Boşanma Oranları Neden Artıyor?

Boşanma Oranları Neden Artıyor eski evliliklerde boşanma zor ve imkansız görülen bir karardı. Günümüzde boşanma oranları gittikçe artmaktadır. Boşanmalar neden artıyor?  sorusu geliyor akıllara. Mutsuz yaşamak ile ilgili tahammül azaldı. Bireylerin hayattan beklentileri ve kendine verdiği değer arttı.  Boşanma artık utanılacak bir durum olmadığı kabullenildi. Kadının ekonomik hayata dahil olması, kadını mutsuz bir evliliği devam ettirme mecburiyetinden kurtardı. Sosyal medya aracılığıyla hayatın görünürlüğünün artması başka hayatlardan haberdar olmak yeni bir hayata dair cesareti arttırdı. Bütün bu küçük parçalar boşanmayı kolaylaştırdı.

Boşanmanın Psikolojik Etkileri Nelerdir?

Boşanma süreci ve sonrasında çiftler farklı duyguları yaşayabilir. Birbirini suçlama en sık yaşanan durumdur. “Anlaşamadık” demek yerine “o çok hatalar yaptı” demek daha kolaydır.  Boşanma sonrasında hayatın adaletiyle ilgili sorgulamalar yapılı. İnsan kendisi ve beklentileriyle ilgili sorgulamalar yapar. İnsan kendisini ilişkilerini kararlarını gözden geçirir. Boşanmanın ardından kendi içine bakmak, içinden çıktığınız rolü sorgulamak doğru yapılmazsa hayat boyu aynı rolü yaşama ihtimaliniz artar. İlişkide bağımlıysanız neden bağımlı kişilik olduğunuzu fark etmeli. Hayat rolünüz mağduriyet üzerine kuruluysa sizi mağdur edecek birilerini bulursunuz. Kontrolcü biriyseniz ve hayat arkadaşınızın yeterince sorumluluk almadığını düşünüp yorulup boşandıysanız yine gidip sorumluluk almayan birine aşık olmanız muhtemeldir.

Boşanma Kadın Psikolojisini Nasıl Etkiler?

Bu topraklarda boşanan kadın olmanın zorlu tarafları vardır. Toplumsal baskıyı yoğun hissettiği bir dönemi yaşar.  Bu baskı ve bakış açısı toplumda yıllar içinde değişim göstermektedir. Ekonomik özgürlüğü olmayan boşanmış kadın nafaka ilgili sorunlar, güvenlik sorunları, ekonomik sorunlar ağır sorunlarla baş etme çabasındadır.

Boşanmış kadın psikolojik olarak kendini yalnız, kaygılı, gelecek konusunda ümitsiz ve umutsuz hissedebilir. Yeni tanışacağı birilerine karşı güvensiz ve toplumun baskıcı ortamında çaresiz hissedebilir.

Boşanma Erkek Psikolojisini Nasıl Etkiler?

Boşanmış Erkek Psikolojisı bilinen aksine erkeklerde boşanma sonrası oldukça sıkıntılı süreçler yaşayabilir. Boşanmış erkek çoğunlukla ev konforundan uzaklaştığı için ev düzenini sağlamakta zorlanabilir. Günlük yaşamdaki temizlik, yemek, ev düzeni ve çocuklara yalnız bakma gibi konularda tecrübeli değilse uyum sağlamakta zorlanabilir.  Boşanmış erkek psikolojik olarak yalnız, duygusal olarak çökkün hissedebilir. Duygularını paylaşmakta zorlanan biriyse yaşadıklarını paylaşmadığı için depresifi belirtiler yoğun gösterebilir ve alkol sigara kullanımı artabilir.

Boşanma Sonrası Çocuk Psikolojisi Nasıl Etkilenir?

Boşanma sonrası çocukların psikolojik durumlarına yönelik yapılan çokça araştırama vardır. Eski çalışmalarda boşanmış aile çocukları mutsuz, hırçın, okulda akademik sorunları fazla ve davranış problemleri yaşayan çocuklar olarak anlatılırdı.

Son yıllarda boşanma oranlarının artması, boşanmanın olağan bir durum olarak kabul edilmesi bu durumu değiştirdi.  Yeni araştırmalarda evli ve çatışmalı ailelerin çocuklarının benlik saygıları ve psikolojik uyumları boşanmış aile çocuklarından daha düşük bulunmuştur. Çocuklu boşanma yüksek şuur gerektirir anne baba iyileşmeden çocuk iyileşmez.  Boşanma, kadın ve erkeğin ayrılması, çocuğun iki evi olması anne babayla ayrı ilişki kurması güvenlik duygusunun sarsılması, gidenin özlenmesi, kalanın hırpalanması ve hayatın farklılaşması bazen de zorlaşmasıdır.  Hepsi kabul edilip yeni hayat içinde kederin iyileşmesi sağlanmalıdır.

Boşanma konusunda anne babalara öneriler

Çocuklara boşanma kararı anne baba tarafından verilmelidir, birlikte anlatılamıyorsa aynı şekilde anlatılmaya çalışılmalıdır.

Boşanma nedenleri için “anlaşamıyoruz “ demek yeterlidir, çocuklara ayrıntılı anlatmak fayda değil kafa karışıklığına neden olabilir.

Anne baba boşanması kararında çocukların rolü olmadığı anlatılmalı. Çocuk şunu anlayabilmeli annem ve babam boşanıyor ve bu benimle ilgili değil.

Çocuklar boşanma sonrası velayetin olmadığı ebeveyni de düzenli görebilmelidir.

Çocukların boşanma sonrası üzülmesi normal karşılanmalıdır.  Çocuğa üzülecek bir şey yok demek, çocuğun duygusundan kaçmasına neden olur ve bu durum sağlıklı değildir.

Anne baba olarak birbirinin yüzüne bakacak şekilde boşanabilmek önemlidir. Çünkü çocuklar için iletişim halinde olmak gerekebilir.

Çocuğu birikmiş kavgalardan, haklı haksız kavgasından uzak tutmak önemlidir.  Çocuklar anne baba arasında taraf tutmak zorunda kalmamalıdır.

(Gülcan Özer’in “Herkes Kendi Hayatının Kahramanı” kitabından yararlanılmıştır.)

Faydalı Sayfalar

İlgili İçerikler

Destek almak için

Bizi arayın +90 542 271 17 87

Randevu Oluştur