Travma Sonrası Stress Bozukluğu

Bireyi hem ruhsal hem bedenen değişik biçimde sarsan, etkisi altına alan her türlü olayı travma olarak adlandırabiliriz. Travma sonrası stres bozukluğu ise bireyin karşılaştığı maruz kaldığı, ölüm, ölüm tehditi yaralanma, kendisinin ya da tanık olduğu herhangi birinin bu tür durumlarla karşı karşıya gelmesiyle meydana gelen bir durumdur.

Yaşamımızda derin izler bırakan olaylar ve büyük korkuların etkisi uzun süreli olmakla beraber, bireyde çaresizlik, güçsüzlük hissi gibi duyguların yaşanmasına yol açar, bu duruma da travma adı verir. Ruhsal olarak kişiyi derinden sarsan bu durum fiziksel olarak da bedene yansır. Travma yaşayan kişinin normal durumlara tepkisi her zamankinden daha şiddetlidir. Sürekli bir gerginlik, korku durumu ve düşünme hali mevcuttur. Uyku bozukluklarına kadar ilerleyen bir durum söz konusudur. Doğal afetler, savaşlar insanların psikolojik açıdan hasara uğratıcı etkisinden kurtulmak istedikleri bir durumdur.

Tarihçe:

  1. yy’da zihinsel bir hastalık olarak düşünülen travma psikolojik bir rahatsızlık olarak düşünülmemiştir. Travma sonrasında sorun yaşayan kişinin, kişiliğine yönelik bir problemi olduğu ya da biyolojik temelli bir rahatsızlık olduğu düşünülmüştür. Sağlıklı birey olarak algılanan toplumda bireyden beklenen bu durumun üstesinden bir başına gelebilmesiydi, bireye bağlanan bir diğer nokta ise egosunun düşük oluşu ya da şizofreni benzeri biyolojik temelli rahatsızlığının oluşuydu ve bu durum yine bireye bağlanıyordu. 1870 yılında Fransa’da yaşanan Prusya savaşına kadar stresli durumların her ne kadar kalıcı bir etkiye sahip olsa ruhsal sorunlara yol açamayacağı düşünülse de savaş sonrası cepheden dönen askerlerin birtakım sorunlar yaşaması, yaşadıkları olayların etkisinde kalmaları savaş öncesinde zevk aldıkları durumlardan artık zevk alamamaları psikiyatriler tarafından gözlemlenmiştir. Bu gözlemlerden sonra travma sonrası stres bozukluğu tanı ölçütleri ile birtakım benzerlikler görülmüştür. Travma her ne kadar düşünüldüğünde savaş ve insanların üzerindeki etki ile seyrini değişime uğratmış olsa da bireylerin ruhsal düzeyleri ile ilişkilendirilse de aslında durumların insanların, ruhsal etkileri üzerine uzun süreli bir etkiye sahip olduğu gözlemlenmiştir.

Travmatik bir deneyimin, özellikle de kişinin bundan kaçmasının başka bir yolu olmadığı için dissosiyasyon başvuracağı kadar travmatik olan bir deneyimin tanımlayıcı özellikleri, kontrolün tamamıyla yitirilmesi müthiş bir çaresizlik hissine yol açar.

Travma Sonrası Stres Bozukluğu Bulguları:

Travma sonrası stres bozukluğunu arttıran durumları ele alırsak uzun süreli travma yaşamak, istismar, çocukluk çağı travmaları yaşayan kişilerin karşılaştıkları ilk müdahaleler, destek durumunun varlığı, derecesi de bireyin bu süreci atlatmasında etkendir. Anksiyete, alkol, aile sorunları, depresyon, beklenen ilgi sevgi ihtiyacının karşılanamaması, aile ya da arkadaşlık ilişkilerinin seyri de bu durum üzerinde arttırıcı etkendir. Ruhsal travmalar birinci gurupta yer alırlar bunlar arasında doğal afet, yangın, sel gelmektedir. Ölümcül hastalıklar arasında ise ani kayıplar yer almaktadır. İnsan eli ile olanlar ise: savaş, terör, tecavüz, cinsel istismar yer almaktadır.

Travma sonrası stres bozukluğunda durumun ilerlemesinde en yaygın durumlar arasında şu durumlar sayılabilir.

  • Cinsel şiddet
  • Çocuklukta fiziksel istismar
  • Fiziksel saldırıya maruz kalma
  • Kazalar, savaşlar, depremler
  • Tehdit, soygun, gasp, terör saldırıları

Travma sonrası stres bozukluğunda belirtiler kişiden kişiye göre değişebilir. Tedavi olmamış kişileri ömür boyu etkileyebilir. Bazen aylarca bazen de yıllarca etkisi sürebilir. Uykusuzluk, çabuk sinirlenme, kabus görme, irkilme, kaçınma, yabancılaşma, yeniden canlandırma gibi birçok bulgu meydana gelir. Sonucunda da birçok psikiyatrik rahatsızlık ortaya çıkabilir, en çok depresyon olmakla beraber, anksiyete, alkol ve madde kullanımı ortaya çıkar.

Kadınlar erkeklerden daha çok travma sonrası stres bozukluğuna maruz kalırlar. Travma süreci ve korkusunun derecesi travma sonrası stres bozukluğu bulgularını arttırır. Travma sonrası stres bozukluğu birkaç farklı tipte yer almaktadır. İlk olarak yeniden canlandırma bir diğer adıyla yeniden yaşama, kişi yaşadığı durumları sürekli kendine hatırlatma eğilimindedir ve tekrar yaşıyor hissindedir. Bir diğer bulgu da kaçınma durumudur. Burada ise travma ile ilgili detayları kişinin dinlemeye tahammülü yoktur sürekli bir kaçınma eğilimi gösterir. Sonucunda ise çabuk uyarılma, kalp çarpıntısı, panik atak, anksiyete, nefes darlığı gibi birçok durum ortaya çıkar. Ruh halindeki olumsuz değişiklikler, fiziksel ve duygusal tepkilerde gözlemlenen değişiklikler de bulgular arasında yer alır. Bu belirtiler zamanla kişiden kişiye etkileri farklılık gösterebilmektedir. İnsanlar planlarından vazgeçme, erteleme, insanlardan uzaklaşma beklentilerini kaybederler. İnsanların günlük hayatlarını sürdürme becerilerine de müdahalede bulunur.

Tedavi edilmeyince bu rahatsızlık kronikleşir, üzücüdür ki tedavi olanların sayısı oldukça azdır. Bunun sebebi ise atlatacaklarını düşünüp yaşantıları için normal bir yerde gördüklerindendir. Tedavi olarak da ilaç, psikoterapi yöntemleri ve antidepresan kullanılır.

Ayşe Demir

İlgili İçerikler

Destek almak için

Bizi arayın +90 542 271 17 87

Randevu Oluştur